Son 20 yılda kadınların gebeliğe ve doğuma bakışı değişmiştir. Bir çok açıdan beklentileri yükselmiş, özellikle teknoloji ve iletişim araçlarının hayatlarına girmesiyle talepleri değişmiş, çeşitlenmiştir. Bunların doğru kullanımının olumlu sonuçları olmakla birlikte abartılı bir gebelik ve doğum sürecini de birlikte getirmiştir. Günümüzde sağlıkta ulaşılan teknolojinin gebeliğin ve doğumun doğal sürecini değiştireceğini zannetmektedirler. Tüm teknolojik gelişmelere rağmen hala kadın gebeliğin doğal sürecini yaşamak zorundadır ve bu süreç her zaman kolay olmayabilir. Yine doğum süresi boyunca hastanın konforunu artırmak ve ağrıyı azaltmak için yapılan desteklere rağmen doğumun tüm evrelerini anne bizzat yaşamak zorundadır. Sonuçta anne olmak olağanüstü bir ödüldür ve her ödülün zahmetli bir süreci vardır.

Ama günümüzde kadın bebek sahibi olmak için daha kolay bir yol istemektedir. Normal doğumun gerçekleşmesi için gereken kasılmalarla beraber gelen ağrılardan, süresinin uzun oluşundan, tamamen kestirilemeyen gidişinden korkmakta ve onun yerine zamanı belli bir doğumu tercih etmektedir. Çalışan kadınların ise ayrı sebepleri vardır. Tatilini, iznini, işlerini, profesyonel hayatını aksatmadan anne olmak için çok sayıda plan yapmaktadır. Sadece anne adayı değil babanın da işleri, planları ve hatta yakın akrabalarınınki de olaya dahil olmakta, sonuçta tüm aile bireylerinin ortak hayallerine uygun doğum zamanı planlanması gerekmektedir. Haliyle vajinal yolla doğumda ne zaman doğacağına bebek karar verecek ve tüm bu planlar karışacaktır. O yüzden tüm bu kalabalığın beklentilerini sağlamak için bebek hesaplı bir günde doğurtulacaktır. Vajinal doğumu terk edilmiş bir doğum şekli gibi görmek ve sezaryen doğumu teknolojinin ürünü zannetmek, vajinal doğumun bebeğe ve kendisine zarar vereceği gibi doğru olmayan bilgiler, estetik kaygılar ve başka bir çok gerekçeler ile sezaryen doğum tercihi daha da artmaktadır.