Çoğul gebelik, halk içinde sevimli bir vaka olarak görülmesine rağmen, anne adayı ve bebekler açısından riskli gebelikler grubundadır.

 

Çoğul gebelik yaşayan anne adayı, hamilelik süreci değişimlerinden daha çok etkilenmektedir. Hormon düzeyinin fazla olmasına bağlı olarak bulantı ve kusmalar daha çok olmakta, kan miktarının artışına bağlı olarak kalbin yükü artmakta, besin ihtiyacı ve kilo alımı daha çok olmaktadır. Bu anne adaylarında gestasyonel diyabete (hamilelikte ortaya çıkan şeker hastalığı), anemiye (kansızlık), hipertansiyona (preeklampsi ve eklampsi) daha çok rastlanmaktadır. Plasenta ve amniyon sıvısı anomalileri ile de yine bu gebelerde daha çok karşılaşılmaktadır. Bu hamileliklerde erken doğum (preterm doğum) ve düşük ağırlıklı bebek doğumu daha sık görülmekte ve rahmin aşırı gerginleşmesiyle alakalı olarak doğum sonrasındaki istenmeyen kanama vakaları daha çok olmaktadır.

 

Bu hamileliklerde bebeklerin durumu itibariyle dikkat edilmesi gerekli olan riskler de bulunmaktadır. Bebekte gelişim geriliği, doğumsal anomali, bebek kaybı riskleri daha fazla olmaktadır. Bazı hallerde, erken gebelik haftalarında ilk başta birden fazla tespit edilen bebeklerden birinin kaybı veya daha ileriki gebelik evrelerinde yaşamsal fonksiyonlarını yitirmesi mümkün olmaktadır. Bu olay ise diğer bebek ya da bebeklerin hayatını tehlike altına sokabildiği gibi annenin hayatında da riske sebep olabilmektedir.  “İkizden İkize Transfüzyon Sendromu” yani bebeklerin birinin diğeri ya da diğerlerinden daha fazla beslenmesi de diğer bir istenmeyen durumdur.