Gebelik yaklaşık 280 gün (40 hafta) süren kadın hayatındaki önemli dönemlerden biridir. Gebeliğin saptanmasından itibaren sizin ve bebeğinizin düzenli aralıklarla yapılacak olan sağlık kontrolleri, gebelikte karşılaşabileceğiniz sorunların erken dönemde tanınmasına, ciddi sonuçlar gelişmeden önlenmesine veya tedavi edilmesine olanak sağlayacaktır. Hem annenin hem de bebeğin bu dönemi sağlıklı olarak geçirebilmeleri için hekim gözetiminde kalmaları ve muayene, ultrasonografi ve tarama-tanı testleriyle takip edilmeleri gereklidir. Ülkemizde tüm dünyada kabul gören standart tarama ve tanı yöntemleri başarı ile uygulanmaktadır. Yine de gebelik takibinin gebenin durumuna göre hekim tarafından değiştirebileceği ve standart önerilerin dışında bir takibin de yapılabileceği bilinmelidir. Buradaki bilgiler size standart bir gebelik takibinde gebeliğiniz boyunca yapılacak muayenelerin zamanlarını ve şekillerini hatırlatacaktır.

Aslında mümkünse henüz gebelik oluşmadan, gebelik planlayan çiftlerin takibe başlamasında fayda vardır. Anne adayının rutin pelvik muayenesi ile birlikte çeşitli tahliller yapılmalıdır. Anne adayına tam kan tahlili, rutin biyokimya, açlık kan şekeri, tam idrar tahlili, hepatit markerlar (HBV ve HCV) ve HIV, kan grubu, TSH ve gebelik esnasında özellik arz eden bazı enfeksiyon hastalıkları için markerlar (Toxoplazma, Rubella, CMV) bakılmalıdır. Rutin olmasa da bazen sfiliz (frengi) testleri de istenebilir. Annenin sigara, alkol ya da bebeği etkileyebilecek ilaç madde kullanımı varsa bunlar kesilmelidir. Annede kansızlık, şeker hastalığı, yüksek tansiyon gibi kronik bir hastalık ya da bir enfeksiyon varsa, bunlar düzeltilmeli ve anne adayı gebeliğe hazırlanmalıdır. Anne adayına gebelik öncesinde smear testi yapılmalıdır.

Gebelik takibine erken başlamak önemlidir. İdrar ya da kan tahlili ile tespit edilen bir gebelik her zaman normal bir gebelik  olarak devam etmeyebilir. Özellikle dış gebelik, molar gebelik, biyokimyasal gebelik ya da düşük tehdidi gibi riskler nedeniyle anne adayı adet gecikmesi ile birlikte doktoruna başvurmalıdır.

Gebelik takibinde her kontrolde tansiyon ve kilo takibi yapılır. Gebeliğin sonunda anne adayının en fazla 12-13 kg alması beklenir.

Ultrasonografi bebeğin gelişimi, kilo alımı, cinsiyeti, doğumun şekli hakkında bize yardımcı olur. Gebelik haftasını belirlemek için çok önemli olan son adet tarihi, adet düzensizliği yaşayanlarda bizi yanıltabilir. Bu durumda gebeliğin başlangıcında yapılan bir ultrason ölçümü, ileride yapılacak ölçümler ile kıyaslama yapılacağı sırada çok önemli bir referans olacaktır. İlk yapılan ultrason ölçümü ile annenin son adet tarihi belirlenir ve buna göre takip edilir.

Bebeğin anne karnındaki duruşu, plasenta (bebeğin eşinin) pozisyonu doğum yöntemini etkileyen durumlardandır ve ultrasonografi ile tespit edilirler. Bebek eğer ters geliyorsa ya da plasenta doğum yolunu kapıyorsa normal doğum gerçekleştirilemez.

İlk kontroller ayda bir olacak şekilde planlanır, ilerleyen haftalarda 2 haftada bire, haftada bire ve haftada iki üçe kadar çıkarılır. Bu kontrollerde de ara ara kan tahlilleri yapılır. Ayrıca 11-14. haftalarda ikili test, 16-18. haftalarda üçlü ve dörtlü test olarak adlandırılan tarama testleri yapılır. Bu testler hangi gebelikte kromozomal anomali riskinin normalden yüksek olduğunu ve hangi bebeklerin daha ayrıntılı incelenmesi gerektiğini gösterir. Bu test sonuçları yüksek risk alanında çıktığında aileye konu hakkında bilgi verilir ve riskli durumun varlığını kesin olarak öğrenmek isterlerse invaziv (girişimsel) testlere geçilir. Bunlar da gebelik haftalarına göre 11-14 haftalar arasında koryon villus biyopsisi (CVS), 16-18 haftalar arasında amniyosentez ve daha ileri haftalarda da kordosentezdir.

Ayrıca 18-22. haftalar arasında yapılan ayrıntılı ultrason bebekte görüntüleme yoluyla tespit edilebilecek hastalıkların, anomalilerin tanınması için çok önemlidir ve perinatoloji kliniklerinde riskli gebelik uzmanı tarafından yapılmalıdır.

24-28. haftalar arasında şeker hastalığı tarama testleri yapılacaktır. Önce 50 gr şeker yükleme testi yapılır. Bu test sonucu normal değerlerden farklı çıkarsa 100 gr şeker ile tanı testi yapılır. Bu test sonucu da yüksek gelir ise gebelik şekeri (gestasyonel diyabet) tanısı ile dahiliye ve diyetisyen takiplerine başlanır. Şeker hastalığı bebekte sakatlık yapmaz fakat aşırı kilolu bebeğin doğumu zordur. Ayrıca doğumdan sonra da bebeğin kan şekeri ve solunum sıkıntıları olabilir. Gebelikte şekeri çıkan annelerin %50’sinde sonraki yıllarda şeker hastalığı çıkabilir, bu nedenle doğum sonrası 6. haftada şeker testlerini tekrarlamaları faydalıdır.

28. haftada ise anne-baba arasında kan uyuşmazlığı varsa indirekt coombs testi yapılır, bu testin sonucunda anne ile bebek arasında etkileşim olduğu görülmez ise bebeğin etkilenmesini önleyen koruyucu aşı yapılır. Doğum sonrası ilk 72 saat içinde de bu aşı tekrarlanır. Eğer gebeliğin devamında vajinal kanama görülürse koruyucu aşı yenilenebilir. Eğer indirekt coombs testinde etkilenme görülürse ne derecede olduğunu araştırmak gerekir.

28. haftada ‘ileri hafta detaylı ultrasonografi’ yine deneyimli rskli gebelik uzmanları (perinatolog) tarafından yapılmalıdır.

32. haftaya kadar anne adayı bu şekilde 4 haftada bir olacak şekilde rutin kontrollere alınır. Her kontrolde kan basıncı, ödem, kilo ve bebeğin gelişimi kontrol edilmelidir.  34-36 haftalar arasında 2 haftalık aralıklarla kontrol devam eder.

36. haftadan itibaren non stres test (NST) ile, bebeğin anne karnında kalp atımları, rahimin sancısı ve bunların birbirleri ile olan ilişkisi takip edilir. NST ve ultrasonografi ile yapılan biyofizik profil testi bize bebeğin anne karnında ne durumda olduğunu gösterir. Ayrıca riskli durumlar da doppler ultrasonografi yardımı ile bebeğin plasentadan kanlanmasının nasıl olduğuna da bakılabilir.

Gebeliğin son ayında kontroller haftalık yapılmaya başlanır. Bu son haftalardaki kontroller ile doğumun ne zaman ve nasıl olacağı anlamaya çalışılır.

40. haftayı tamamlamasına rağmen doğum eylemi başlamamış ise buna gün aşımı gebelik denir. Bu durumda 2-3 gün arayla kontroller yapılır ve normal doğum uygunsa belirlenen bir gün içinde suni sancı (indüksiyon) ile doğum yaptırılmaya çalışılır. Suni sancı ile vücuda verilen oksitosin hormonu, doğum sancısı sırasında salgılanan hormonun aynısıdır. Suni sancı ile anne adayı normal doğumda olması gerekenden farklı bir ağrı hissetmez.
Anne ve bebek için sağlıklı ve doğal olan yöntem normal doğumdur. Ancak normal doğumun gerçekleşemeyeceği ya da riskli olacağı durumlarda sezaryen ile doğum hem annenin hem de bebeğin hayatını kurtaran bir yöntemdir.