Myomlar;  rahimin kas tabakasından köken alan ,iyi huylu kitlelerdir.Oluşumları ve gelişimlerinde hormonal etkiler üzerinde durulmuştur.Gebelik döneminde artan eşey hormonları etkisiyle büyüyebildikleri gibi, menopoz döneminde genellikle küçülme eğilimindedirler.Milimetrik boyutlu olabildikleri gibi dev boyutlara ulaşan myomlar da bulunmaktadır. Doğurmamışlarda,kilolularda,ailesinde myom öyküsü bulunanlarda myomlar daha sık görülmektedir.

Myomlar yerleşim yerleri, boyutları özellikleriyle çeşitli kliniklere neden olmaktadır.Rahim iç tabakasında veya iç tabakasına yakın yerleşmiş myomlar genellikle uzun süren ve aşırı adet kanaması ile karşımıza çıkmaktayken, dış tabakasına yakın bölgelerden kaynaklanan myomlar kitle etkisi  ve diğer organlara bası oluşturabilmesi  ile kasık ve bel ağrılarına sebebiyet verebilir.Myomlar,mesaneye ve barsaklara baskı ile sık idrara çıkma,kabızlık,karın alt bölgesinde basınç ve ağrı oluşturabilirler.

Ayrıca yerleşim yerine bağlı olarak, embriyonun rahme tutulmasını engelleyerek;kısırlık,düşükler ve erken doğum gibi istenmeyen durumlara neden olabilirler.Bazen ince bir sapla rahme tutunmuş bir myom ,ya da büyük boyutlara ulaşmış bir myom;  kanlanması bozularak şiddetli ağrılara sebebiyet verebilir.

Genellikle kötü huylu kitlelere dönüşme ihtimalleri %0.5 olarak belirtilmelerine rağmen son zamanlarda yapılan çalışmalara göre bu oran çok daha düşüktür.

Myomların bir çoğunun tedavi edilmesine gerek yoktur.Hastalar klinik özelliklerine göre ve ultrason bulgularına göre izleme alınırlar.Genel olarak hastanın myomlara bağlı bir şikayeti varsa tedavi edilmelidir.

Myom tedavisinde , hem tıbbi hem cerrahi tedavi seçenekleri bulunmaktadır ve tedavi şekline hastaya göre karar verilir.Myom embolizasyonu  (myomun kan akımının bloke edilmesi) son zamanlarda oldukça sık uygulanan bir yöntem olmuştur.

Embolizasyon kısaca tıkayıcı bazı maddeler verilerek damarların tıkanması ve buradan geçen kan akımının durdurulması işlemidir. Miyom embolizasyonu, girişimsel radyologlar tarafından anjiografi (DSA) cihazında lokal anestezi altında gerçekleştirilen bir işlemdir. Hastaya ağrı kesici ve rahatlatıcı ilaçlar verildikten sonra, kasıktan bir iğne yapılarak o bölge uyuşturulur. Daha sonra, kasık atardamarına girilir ve çok ince bir boru (kateter) rahimi besleyen atardamarlara ilerletilir. Gerekli anjio çekimleri yapıldıktan sonra, bu borucuktan rahim ve miyom damarlarını tıkayan küçük tanecikler verilir. Yaklaşık bir saat kadar süren bu işlemden sonra, kontrol çekimleri yapılır ve kasıktaki kateter dışarı alınır.

Embolizasyon işlemi sırasında kateterden verilen taneciklerin büyük çoğunluğu miyom atardamarlarına gider, çünkü miyomlar rahim dokusuna göre çok daha fazla damar içerirler. Miyomlar sadece rahim damarlarından beslendiklerinden, embolizasyon sonrası oluşan kansızlığa dayanamazlar ve ölürler (nekroz). Embolizasyonda verilen taneciklerin küçük bir kısmı da rahim atardamarlarına gider. Ancak rahim, karın içinde çok sayıda başka damarlardan da beslendiğinden embolizasyon işleminden zarar görmez. Böylece embolizasyon işlemiyle rahim dokusu korunarak, rahim içine yerleşimli irili ufaklı tüm miyomlar etkili bir şekilde tedavi edilmiş olur.

Embolizasyon işleminden bir gün sonra hastalar çoğunlukla evlerine dönebilirler ve bir hafta sonra işlerine ve günlük hayatlarına başlayabilirler.

Myom boyutlarında işlemden 3-6 ay sonrasında yaklaşık %50 küçülme tespit edilmiştir.Hastaların myom embolizasyonu sonrası şikayetlerinde azalma myom tedavisindeki cerrahi yaklaşımlar (rahmin ya da myomların alınması) sonrasındaki  oranlara benzer şekilde, %85-90 seviyelerindedir.

Kimler Myom Embolizasyonu için uygun hastalardır?

-Çok sayıda myomun cerrahi olarak çıkarılması zor ve hasta için riskli olabileceği gibi ameliyat sonunda rahim bütünlüğü tam olarak sağlanamayabilir.Bu tür hastalar için myom embolizasyonu uygun bir seçenektir.

-Ameliyat olma riski bulunan hastalara embolizasyon tercih edilebilir.

-Embolizasyon tedavisi sonrasında da hamile kalmak ve doğum yapmak mümkündür ancak embolizasyon tedavisinin hamile kalabilmeyi zorlaştırabileceği konusunda şüpheler vardır. Bu şüpheler çok kesin değildir ancak daha fazla araştırma ile bu durum netleştirilene kadar çocuk istemi olan hastalarda ilk seçenek olarak önerilmemektedir.

-Myomun yanı sıra eşlik eden karın içi pataloji ya da patolojiler durumunda (over kisti vs.) hastaya cerrahi tedavi uygulamak daha doğru olacaktır.

-Bir sapla rahme bağlı bir myomun tedavisi cerrahi olarak düşünülmelidir.

-Hastada kanser şüphesi bulunması durumunda da cerrahi yaklaşım seçilmelidir.

Her işlem gibi embolizasyon işleminin de bazı riskleri vardır. Nadiren enfeksiyon gelişebilir. Yumurtalık yetmezliği (hormonlarda azalma) meydana gelebilir. Ameliyatın aksine genel anestezi verilmemesi anestezi riskleri olmamasından dolayı bir avantaj yaratır. Çok nadiren embolizasyon işlemi sonrasında rahimde oluşan hasara bağlı ameliyat ile rahimin alınması gerekebilir. Nadiren adet görememe durumu oluşabilir.

Ameliyata göre hastanın iyileşmesi çok daha hızlı gerçekleşir. Ameliyat izi olmaz. Genel anestezi riski yoktur. Ameliyatta olabilecek kanama benzeri riskler yoktur.

Embolizasyon özellikle son yıllarda myom tedavisinde alternatif bir yöntem olarak yaygınlaşmaktadır. Amerika ve avrupa ülkelerinde daha yaygın olmakla beraber ülkemizde de bu konuda deneyimli girişimsel radyoloji uzmanları vardır. Hangi tedavi seçeneğinin uygun olacağına kadın doğum uzmanı ile girişimsel radyoloji uzmanı birlikte karar vermelidir ve tabii ki her tedavi seçeneğinin avantaj ve dezavantajlarını öğrenen hasta son kararı kendisi vermelidir.