Son yıllarda sezaryen oranları ülkemizde ve tüm dünyada artmıştır. Bu artışın önemli nedenlerinden bir tanesi de daha önceki doğum ya da doğumlarını sezaryenle yapan hastaların yine sezaryenle doğurtulmasıdır. 1980’li yıllarda ABD’de sezaryen sonrası vajinal doğum (SSVD) oranları artmış ancak zaman içerisinde rahimde yırtılma (uterin rüptürü) gibi risklerin izlenmesiyle tekrar düşüş göstermiştir. SSVD konusunda tartışmalar halen süregelmektedir. Bu noktada doğru yaklaşım, her hastayı kapsamlı bir şekilde değerlendirmek, artı ve eksileri tam olarak hastayla paylaşmak ve doğru kararı birlikte vermek olmalıdır.

Sezaryen sonrası vajinal doğumun uygulanması için gerekli koşullar nelerdir?

  1. Anne adayı SSVD konusunda istekli olmalı ve zorlanmamalıdır.
  2. Anne adayının pelvis (“çatı”) yapısı normal doğum yapmaya uygun olmalıdır.
  3. Anne adayında rahim şekil bozukluğu ya da önceki doğumlarında rahmin yırtılması gibi bir durum söz konusu olmamalıdır.
  4. Anne adayı daha önceden yatay kesili bir ya da en fazla iki sezaryen geçirmiş olmalıdır.
  5. SSVD uygulanacak merkezin koşulları çok önemlidir. SSVD uygulandığında tüm işlem boyunca bebeğin kalp atışları ve rahim kasılmaları yakından izlenmeli, acil bir sezaryen için ekip ve ameliyathane hazır bulunmalı, merkezde anne ve bebek yoğun bakım ünitesi bulunmalıdır. Çoğu durumda SSVD uygulanacak anne adayının kan grubuna uygun en az iki ünite taze kan hazır bulundurulur.

Sezaryen sonrası vajinal doğum hangi durumlarda denenmez?

  1. Daha önce dikey klasik insizyonla sezaryen yapılmışsa
  2. Daha önce rahmin doğum sırasında yırtılması (rüptür) gerçekleşmişse
  3. Daha önce rahme yapılmış cerrahi işlemlerde rahme derin kesiler yapılmışsa (myom ameliyatı vb)
  4. Mevcut gebelikte normal doğumu zorlaştıracak etkenlerin varsa (iri bebek vb)
  5. Daha önceki sezaryen nedeni devam ediyorsa (dar pelvis vb)
  6. İkiz gebelik, makat gelişi, miad geçmesi gibi nedenler tam bir engel teşkil etmemekle birlikte SSVD uygulanırken çok daha dikkatli olunması gereken durumlardır.

Sonuç olarak, SSVD iyi seçilmiş hastalarda başarılı olmaktadır. Bu noktada karar verme aşamasında birçok faktör gözden geçirilmelidir. Doğru bir zeminde yapıldığı zaman planlı bir sezaryenden daha iyi sonuçlara sahip olabilen SSVD, yanlış hasta seçiminde, hem anneyi hem de yeni doğacak bebeği riske atmaktadır. SSVD isteğiyle bana başvuran her hastada detaylı bir hikaye alıp, tam bir muayene ve değerlendirme yaptıktan sonra, SSVD olasılığını hasta ve yakınlarıyla tartışıp ortak alınan bir kararı uygulamaktayım