Kadınlarda Cinsel İşlev Bozuklukları

Kadınlarda Cinsel İşlev Bozuklukları

  • Cinsel istek bozuklukları
    • Cinsel isteksizlik
    • Cinsel tiksinti bozuklukları
    • Hiperseksüalite
  • Cinsel uyarılma bozuklukları
    • Vajinal ıslanmanın azlığı ve kuruluk ve kabarmama/ heyecanlanmama
  • Orgazım ile ilgili bozukluklar
    • Erken orgazım
    • Geç orgazım
    • Anorgazmi
  • Cinsel ağrı bozuklukları
    • Disparoni
    • Non-koital seksüel ağrı
    • Vajinismus
  • Genel tıbbi durumlara bağlı cinsel işlev bozuklukları
  • Başka türlü sınıflandırılamayan cinsel işlev bozuklukları
    • Cinsel fobiler
    • Cinsel doyum bozuklukları
    • Madde kullanımına bağlı cinsel işlev bozuklukları

Gibi sınıflandırılabilir

Bunların en sık rastlananları

Cinsel isteksizlik;


Azalmış Cinsel İstek

Azalmış cinsel istek kişide belirgin sıkıntıya veya çift ilişkisinde zorluklara yol açan cinsel ilgi, istek ve fantezilerdeki azalmadır.  Cinsel istek problemleri cinsel terapi merkezlerine en sık başvuru nedenidir ve cinsel terapi için başvuran çiftlerin %50’sinde görülür . Cinsel istek bozukluklarının tedavisi yüksek oranda eşlik eden diğer cinsel işlev bozuklukları (%41) tarafından güçleştirilmektedir.

Cinsel isteğin varlığı çeşitli etkenlere bağlıdır: biyolojik etkenler, yeterli öz saygı , cinsellikle ilgili daha önceki olumlu veya olumsuz deneyimler, uygun bir partnerin varlığı, cinsel olmayan alanlarda da partnerle iyi bir ilişkinin olması. Bu etkenlerden herhangi birinde sorun olması isteği azaltabilir. Cinsel istek çeşitli biyolojik, gelişimsel, psikolojik, kişiler arası, kültürel ve çevresel faktörlerden etkilenmektedir. Etkili biyolojik faktörler hormonal dengesizlik veya yetersizlik, nörotransmiter dengesizliği, ilaç yan etkileri, akut veya kronik hastalıklardır. Etkileyen gelişimsel faktörler cinsel eğitim ve izin eksikliği; duygusal, fiziksel, sözel ve şefkat yoksunluğu ile geçen çocukluk veya ergenliktir. Psikolojik faktörler ise anksiyete, depresyon, bağlanma güçlükleri, kişilik bozuklukları ve diğer psikiyatrik bozukluklardır. Kişiler arası faktörler ilişki uyumsuzluğu, kayıplar, partnerin cinsel bilgi eksikliği veya cinsel işlev bozukluğudur. Kültürel faktörler ise uygun cinsel birleşme ile ilgili dini veya kültürel adetlerdir. Etkili çevresel faktörler de mahremiyet, güvenlik ve çevre ile ilgili konfordur.

Bütün nüfusun %20’sinde azalmış cinsel istek bozukluğu olduğu düşünülmektedir. Bu yakınma kadınlarda daha sık görülür Yaşlanma, gebelik, menopoz gibi durumlar da cinsel istekte değişikliklere yol açabilmektedir.

Cinsel uyarılma bozukluğu


Cinsel uyarılma, hem fiziksel hem de psikolojik pek çok faktöre bağlı olan bir olaydır. Cinsel uyarılma bozukluğu ise bu faktörlerin herhangi birinde meydana gelen bir problem ile oluşabilecek ve hem kişiyi, hem de çifti olumsuz etkileyecek bir problemdir.

Cinsel uyarılma problemi, sürekli olarak ya da yineleyici bir biçimde, cinsel uyarılmanın yeterli bir ıslanma-kabarma tepkisini sağlayamaması veya oluşmuş olan uyarılma halini cinsel etkinlik bitene kadar sürdürememe durumudur.

Cinsel uyarılma, hem fiziksel hem de psikolojik pek çok faktöre bağlı olan bir olaydır. Cinsel uyarılma bozukluğu ise bu faktörlerin herhangi birinde meydana gelen bir problem ile oluşabilecek ve hem kişiyi, hem de çifti olumsuz etkileyecek bir problemdir.

Cinsel uyarılma bozukluğu olan kişilerde genellikle genital bölgedeki kanlanma yeterli değildir, bu nedenle vajinal ıslanma yok veya çok azdır. Vajinal ıslanma ve genital alan kan akımının azalması cinsel ilişkideki haz ile paralellik gösterir. Bu kadınların çoğunun orgazm olamama sorunu da vardır.

Cinsel uyarılmaya engel olan her durum cinsel uyarılma bozukluğuna sebep olabilmektedir. Ön sevişmenin yetersiz olması beyindeki cinsel uyarının yetersiz oluşmasına neden olarak genital organlara ulaşan cevabı azaltırken, çift arasında yaşanmış olan gerginlik veya performans anksiyetesi gibi durumlar da psikolojik olarak uyarılmayı zorlaştıracaktır.

Genital organlardaki kanlanmayı bozan hastalıklar da cinsel uyarılma bozukluğuna sebep olabilmektedir. Çözüme ulaşmak için en önemli nokta doğru sebebi belirleyebilmektir.

Cinsel terapilere vajinal lazer, genital radyofrekansi genital PRP (Platelet reach Plasma) veya kök hücre (stem cell) enjeksiyonu gibi yöntemler eklenebilmektedir. Cinsel isteksizlik, vajinismus, cinsel uyarılamama, cinsel ilişkide ağrı ve orgazm olamama (anorgazmi) sorunları uzman hekimler tarafından uygulanan modern tedavi yöntemleri ve bazı medikal uygulamalarla başarıyla tedavi edilebilmektedi

Orgazım ile ilgili bozukluklar

Cinsel ilişki sırasında artan cinsel haz ve uyarılma ile çıkılan en tepe noktadır. Orgazım ilişkinin duygusal olarak bu çok yoğun noktasına çıktıktan sonra rahmin ve vajinanın ritmik kasılmaları ile kendisini gösteren süreç olarak tanımlanmaktadır. Bu 3-5 saniyelik kısa süreçte cinsel haz en yoğun ve en keyifli bir şekilde yaşanmaktadır. Haz sonrasında cinsel doyum (tatmin) ve rahatlama gerçekleşir.

Anorgazmi orgazmın olamaması durumudur. Anorgazmik kişilerde cinsel uyarılma olmasına rağmen “orgazm olamama” sorunu vardır ve bu sorun kadınlarda bir takım içsel sıkıntılara neden olabilir. Kişinin kendisini kötü hissetmesi, kendisine olan güvenin azalması ve depresyon en sık olarak görülen eşlik edici yakınmalardır. Partner ilişkisini de olumsuz yönde etkilemektedir

Beynimiz en büyük ve en önemli cinsel organımızdır. Vajinismus hastaları da dahil, bakire genç kızlar da tam bir cinsel ilişki yaşamaksızın, yalnızca düşünce gücü ve konsantrasyon ile veya elle, yabancı bir madde ile sürtünerek (mastürbasyon) klitoris uyarısı ile orgazm olabilmektedirler.  Yani, bir kadın hiç cinsel ilişki yaşamaksızın da orgazmı yaşayabilir.

Anorgazmide en sık nedenler psikolojik kaygılardır ve bunlar arasında “oto kontrolü kaybetme korkusu” bulunmaktadır. Mükemmeliyetçi yapıdaki kadınlarda daha yaygındır. Diğer psikolojik etkenler arasında ise yaşanmış travmalar, problemli bir çocukluk döneminin olması, düzenli ve sağlıklı bir aile yaşantısının olmaması, baskıcı ebeveynler, partner/evlilik ilişkisinin iyi olmaması, ergenliğe geçiş döneminde problemli, travmatik cinsel deneyimlerin yaşanması ve seksüel kimlik çatışmaları sayılabilir.

Orgazm bozukluklarının % 5'den daha azında ise altta yatan organik bir sebep vardır. En sık karşımıza çıkan sebepler; şeker hastalığı (diabet),kronik alkolizm, nörolojik bazı bozukluklar ve bir takım ilaç kullanımlarıdır.

Özellikle son yıllarda geliştirilen tıbbi uygulamalardaki amaçlar arasında genital bölge hassasiyetini arttırmak, haz ve orgazm fonksiyonunu sağlamak yer almaktadır. Uygulanan tıbbi uygulamalar arasında;

  • Lazer vajinal rejuvenasyon,
  • Genital radyofrekans,
  • Genital PRP (Platelet Reach Plasma) enjeksiyonu gibi cerrahi dışı, basit medikal işlemler yer almaktadır.

Anorgazmi – orgazm olamama problemi günümüzde tedavi edilebilen bir cinsel sorundur.

Vajinismus

Vajinismus, vajina girişindeki kasların istemsizce kasılması sonucu cinsel birlikteliğin gerçekleşememesine verilen isimdir. Vajinismus, ilk geceden itibaren çiftler için büyük bir sorun olabilmekle beraber her cinsel birleşememe durumu da vajinismus olarak görülmemelidir.

Vajinismusta sorun vajina girişini çevreleyen kasların tamamen istemsiz bir şekilde kasılması sonucunda penisin vajinaya girememesidir ve bu durum cinsel birliktelik arzulanıyor olsa dahi ortaya çıkabilir.

Vajinismus hastalığı genellikle psikolojik sebeplere bağlı gelişmesi nedeniyle kendi kendine tedavi edilebilecek bir hastalık değildir. Mutlaka hasta ve eşlerinin bir hekime birlikte başvuru yapmaları gerekmektedir. Ön görüşmede başvuru yapan çifte yaşadıkları ortam ve birbirleriyle olan ilişkileri gibi aile öyküleri sorulur.

Bunun dışında hastaya jinekolojik muayene yapılır ve diğer problemlere bağlı etkenler araştırılır (anatomik veya enfeksiyonel durumlar gibi). Fiziksel muayene sonrasında ailenin de durumu göz önünde bulundurularak kişiye özel bir tedavi planı oluşturulur.

Hekimin uygun görmesi ile birlikte cinsel terapi seansları düzenlenebilir. Vajinismus tedavisinde davranışsal terapiler uygulanabilmektedir.. Vajinismus hastaları, doğru tedavi yöntemleriyle cinsel mitler nedeniyle oluşan kaygı ve korkuyu yenebilir ve sağlıklı bir cinsel hayata sahip olabilir.

Bunların yanı sıra vajina girişini rahatlatacak bir takım egzersizler ve uygulamalar tavsiye edilebilir.

Vajinismus tek bir bireyin problemi değil çiftin birlikte problemi olarak ele alınmalıdır. Uzun zamanda eşler arasında uzaklaşma ve eşlerin birbirlerinden kopmasına neden olabilir. Vajinismus, tıbbi yardım almaktan çekinilmesi sonucunda, çiftlerin kendi kendilerine deneyerek çözüm bulabileceği bir rahatsızlık olmamakla beraber, uzun süre yapılan denemeler cinsel ve duygusal travmalara neden olabilmektedir. Uzun bir süre boyunca tedavi edilemeyen vajinismus durumlarında, erkeğin de cinsellikle ilgili algısı değişerek sertleşme bozuklukları gibi sorunlar ortaya çıkabilmektedir.

Disparoni

Cinsel ilişki esnasında ağrı duyulması nispeten sık yaşanan bir durumdur. Özellikle cinsel yaşamın başlangıcının ilk aylarında kadınların çoğu az veya çok bu ağrıyı duyar. Özellikle kadının yeterince hazır olmadığı bir zamanda ilişkide bulunulması ağrının oldukça rahatsızlık verici boyutlara ulaşmasını sağlayabilir.

Yukarıda anlatılan durum cinsel ilişkide ağrının en sık görülen nedenidir. Bunun yanında yeni başlayan bir ağrı veya ilk cinsel deneyimin üzerinden uzun bir süre geçmiş olmasına rağmen ilişki esnasında ağrı duyulması tıbbi değerlendirme gerektiren bir durumdur.

Tıpta ilk cinsel deneyimden beri var olan ağrı "birincil disparoni", sonradan ortaya çıkmış ağrı "ikincil disparoni" olarak adlandırılır. Bu ayrım muhtemel nedenlerin ortaya konması açısından önemlidir.

"Yüzeyel disparoni" vajina girişinde, "derin disparoni" ise penisin girmesiyle birlikte vajinanın derinlerinde ortaya çıkan ağrıdır ve bu ayrım tanının konması açısından son derece önemlidir. "Derin disparoni" durumunda ağrı alt karın bölgesinde yaygın olarak hissedilir.

Kadınların yaklaşık %15'i hayatlarının bir döneminde böyle bir ağrıyla karşı karşıya kalırlar. Ancak %1-2'sinde ise ağrı tedavi gerektirecek kadar şiddetlidir. Bazı kadınlar bu ağrıyı daha çok genital bölgede basınç, yırtılma veya yanma hissi olarak tarif ederler.

Vajina girişine bağlı nedenler:

-Kızlık zarıyla ilgili sorunlar:

Kızlık zarının yapısal olarak sert olması bu durumun en tipik örneğidir.

-Menopoza bağlı dokularda gerileme ("atrofi") ve kuruluk:

Menopoz döneminde genital dokular esnekliklerini yitirdiklerinden ve vajinada kuruluk olduğundan cinsel ilişki tahriş ve ağrıya neden olabilir.

-Yeterince hazır olunmadan ilişkide bulunma ve buna bağlı tahriş

-Doğum kesisi ("epizyotomi") nedbeleri:

özellikle zor doğumlardan sonra vajina girişine ve vajina içine fazla sayıda dikiş atılması gerektiğinde veya doğum kesisi iyileşmesi esnasında enfeksiyon meydana geldiğinde dikiş yerleri sıklıkla nedbe bırakarak iyileşir ve bu nedbeler ilişkide ağrı duyulmasına neden olur.

-Enfeksiyonlar:

Aktif Herpes Simpleks enfeksiyonları (genital uçuk) hem cinsel ilişkide hem de diğer zamanlarda ağrı nedeni olabilir. 

Vajinaya bağlı nedenler:

-Enfeksiyonlar:

ileri derecede bir vajina enfeksiyonu (vajinit) ilişki esnasında ağrı duyulmasına neden olabilir.

-Kitle ve tümörler:

vajinada kitle çok nadir görülür. Büyük kitleler ağrı ve beraberinde kanamaya neden olabilirler.

-Yeterince hazır olunmadan ilişkide bulunma ve buna bağlı tahriş

-Rektosel (vajina arka duvarı sarkması), rahim sarkması ve sistosel (vajina ön duvarı sarkması):

gerilmeye bağlı ağrı nedeni olabilirler.

-Yabancı cisimlere karşı gelişen allerjik cevap:

prezervatiflerin yapısında bulunan lateks maddesi bazı kadınlarda ciddi allerjik reaksiyonlara neden olabilmektedir. Bu tür durumlarda vajina girişi ve vajina dokusu ödemli ve dokunulmaya hassas olduğundan ilişki esnasında ağrı duyulmasına neden olabilir.

-Doğumsal vajina kusurları:

vajinanın doğuştan dar olması veya ileri derecede kısa olması ilişki esnasında ağrı duyulmasına neden teşkil edebilmektedir.

Pelvik yapılara ait nedenler (iç genital organlara bağlı nedenler):

-Pelvik iltihabi durumlar:

pelvik enfeksiyonlar hem akut dönemde hem de iyileştikten sonraki dönemde ilişkide ağrı nedeni olabilirler.

-Endometriyozis:

endometriozis genital bölgedeki organlarda yapışıklıklara neden olan bir durumdur. Bu yapışıklıklar ilişki esnasında gerilmeye ve ağrıya neden olabilirler.

-Rahimin habis veya selim tümörleri

-Pelvis içindeki organlarda geçirilmiş enfeksiyonlara, ameliyatlara veya endometriyozise bağlı gelişen yapışıklıklar

-Geçirilmiş pelvis kırıkları

-Sindirim sistemi ve idrar yolu hastalıkları: nadiren ağrı nedeni olurlar

-İltihabi bağırsak hastalıkları (Crohn hastalığı-Divertikülit)

-Kabızlık

-Hemoroid (basur), fistül ve fissür gibi anüs ve rektum bölgesi hastalıkları: dışkılama esnasında ve sonrasında ağrıya neden olabilecekleri gibi yakın komşuluk nedeniyle disparoni nedeni de olabilirler.

-Üretra veya idrar torbasına ait sorunlar

-Psikolojik sorunlar:

-İlk ilişkinin ağrılı olmuş olması kadının cinsel ilişkiden korkmasına ve ilişki esnasında ağrı hissetmesine neden olabilmektedir.

Genel tıbbi durumlara bağlı cinsel işlev bozuklukları

Sistematik hastalıklar ve vasküler (damarsal) nedenler.

Diabet (Şeker hastalığı), kalp hastalığı, hipertansiyon, yüksek kolesterol düzeyleri gibi çeşitli sistemik problemler, ateroskleroz (damar sertliği) gibi damar yapısına ait sorunlar ve sigara alışkanlığı gibi nedenlerle cinsel organlara kan akımı bozulabilir.

Normal cinsel uyarının olabilmesi için cinsel organların damar bütünlüğü tam olmalıdır. Damar sertliği olan kadınlar üzerinde yapılan çalışmalar ile klitoris ve vajinadaki azalmış kan dolaşımının cinsel uyarılmada bozulmaya yol açtığı ve bu hastalarda gecikmiş vajinal genişleme, azalmış vajinal kayganlık, ağrılı veya rahatsız edici cinsel ilişki, azalmış vajinal duyarlılık ve azalmış klitoral orgazm tespit edilmiştir.
Damar sertliği dışında pelvik damar yatağının (leğen kemiği içindeki damar yapısı) künt perineal travma (cinsel organların olduğu bölgeye kesici olmayan darbe) veya pelvis (leğen kemiği) kırıkları ile yaralanması klitoral ve vajinal kan akımının azalmasına neden olabilmektedir.

Üremi, böbrek yetmezliği ve diyalizin cinsel işlev bozukluğuna neden olabildiği görülmüştür

Diabet gerek cinsel organlardaki damar yapısı ve kan dolaşımı gerek sinirlerde meydana getirdiği sorunlar nedeniyle cinsel işlev bozukluğuna yol açmaktadır. İstanbul Tıp Fakültesi Üroloji Anabilim Dalı tarafından şeker hastalığı bulunan 75 kadına cinsel işlev sorgulaması yapılmış ve elde edilen veriler herhangi bir hastalığı olmayan normal cinsel aktiviteye sahip 30 kadınla karşılaştırılmıştır. Sonuçlarda diabetik kadınlarda cinsel işlevin normal kadınlara göre belirli derecede bozulduğu, başta cinsel arzuda azalma olmak üzere klitoral duyarlılıkla azalma, orgazm güçlüğü, vajinal rahatsızlık hissi ve vajinal kuruluk gibi sorunları yüksek oranlarda yaşadıkları belirlenmiştir.

Bireyin enerjisini ve öz bakım gücünü azaltan kronik hastalıklar ve yaşamında değişikliğe yol açan ağır sağlık sorunları da cinsel işlev bozukluğuna neden olabilmektedir.

Nörolojik hastalıklar veya çeşitli nedenlerle (diabet, travma, cerrahi girişim gibi sinir zedelenmeleri sonucunda beyinden cinsel organlara giden mesaj engellenir. Omurilik yaralanmaları, epilepsi (sara), multipl skleroz, serebrovasküler (beyin damarlarına ait) hastalıklar, Alzheimer ve Parkinson hastalığı, sinir sistemine ait enfeksiyonlar nedeniyle cinsel işlev bozukluğu oluşabilir.

Histerektomi {rahmin alınması) üreme organlarına ait cerrahi girişimler ile mesane ve barsağa yönelik operasyonlar sırasında oluşabilen sinir zedelenmeleri de cinsel işlev bozukluğuna yol açabilmektedir.

Üreme organlarının gelişmesini ve cinsel aktivitenin çeşitli aşamalarının gerçekleşmesini sağlayan hormonların, kandaki düzeyleri azaldığında cinsel işlev bozukluğuna rastlanabilir. Özellikle ooferektomi (yumurtalıkların alınması) sonrasında kadınlar bu problemi yoğun olarak yaşamaktadırlar.

Üreme organlarına ait çeşitli cerrahi girişimler sinir zedelenmesine yol açabilmenin yanı sıra. hormonal dengeyi bozabilmekte ve vücutta meydana getirdiği değişiklikler nedeniyle de cinsel işlev bozukluğuna sebep olabilmektedir.
Özellikle mastektomi (memenin alınması) veya mesane ve barsağa yönelik operasyonlarda açılan ostomiler (mesane veya barsağın karın bölgesinde oluşturulan bir açıklıktan boşalması) nedeniyle, kadının bedenini algılayışı bozulabilmekte ve cinsel yaşamı da bundan etkilenmektedir.

Çeşitli tedavi yöntemleri, bazı ilaçlar ve madde kullanım alışkanlıkları cinsel yaşamı çeşitli yönlerden etkiler. Kalp hastalıkları, hipertansiyon, depresyon, hormonal problemler, kanser ve mide şikayetlerinin tedavisinde kullanılan kimi ilaçlarla bazı idrar söktürücüler cinsel işlevlerin bozulmasına yol açabilmektedir.

İlaçları dozu tedaviyi aksatmayacak biçimde azaltılabilir, daha az yan etkisi olan bir ilaçla değiştirilebilir veya bunların mümkün olmadığı hallerde cinsel işlevleri düzenleyici yöntemler tedaviye eklenebilir.

Yaş arttıkça klitoris ve vajinadaki düz kas/bağ doku oranı, bağ doku lehine artar. Bunun sonucunda klitoristeki sertleşme ve vajinadaki genişleme yeteneği bozulur.

Menopozla birlikte azalan östrojen ve androjen hormonlarına bağlı olarak, vajinanın boyutlarında küçülme ve ıslaklığında azalma sonucu cinsel ilişki sırasında ağrı oluşumu ve sekse olan ilgide azalma gözlenir.