MERAK ETTİKLERİNİZ

 

Gebeliğin rahim dışında bir yerde gelişmesine dış gebelik denilir. Dış gebelik için risk faktörleri arasında cinsel yolla bulaşan hastalıklar, yapılan cerrahi girişimler, endometriozis ve apandisit sayılabilir. Dış gebelik belirtileri arasında vaginal kanama ile birlikte ya da kanama olmaksızın pozitif gebelik testi söz konusu olabilir.Tanı hastanın sorgulanması, fizik muayene, vaginal ultrasonografik inceleme ve laboratuar incelemeleri sonucunda konulur. Dış gebeliğin yeri ve büyüklüğüne bağlı olarak gerekli tedavi planlanır. Dış gebelik genellikle cerrahi müdahale gerektirir. Ancak bazen de gebelik haftası küçük ve hastanın kontrolü mümkün ise medikal tedaviler uygulanabilir.

Gebeliğiniz öncesinde bir jinekoloğa görünmeniz bir çok açıdan size fayda sağlayacaktır. Gebelik öncesindeki muayenenizde vücudunuzda sakatlık yaratabilecek enfeksiyonların taramasını yaparız. Herhangi bir rahatsızlığınız varsa önce bunun tedavisi planlanıp gebeliği bir süre ertelemeyi tavsiye ederiz.

Düşüklerinizi hangi yaşta yaşadığınıza, düşüklerin haftasına, kronik bir rahatsızlığın varlığına, eşinizle akrabalık ilişkinize, eşlerdeki gebeliğin kromozomal yapısal bir sıkıntının mevcudiyetine ve sizde trombofili olma durumuna bakmamız gerekiyor. Buna göre bir şey söylemek mümkün olabilir. Araştırılıp ortaya konulmadan bu soruya cevap vermek zor. Bununla beraber bu saydığımız problemler ortadan kalkarsa tabiki çocuk sahibi olabilirsiniz

Ultrason ses dalgaları ile çalışır. Röntgen vb görüntüleme sistemleri gibi radyasyon içermez. Haliyle bebeğinize bir zararı yoktur.

Doğum öncesinden kaynaklı rahatsızlıklar, ya da gebelikle birlikte ortaya çıkan bazı problemler, hamilelik süreci ve doğumla ilgili çeşitli risklere sebep olabilirler. İşte böyle gebeliklere biz riskli gebelikler diyoruz.

Gebe kalmak için en uygun dönem adet döngüsünü ortalarıdır. Örneğin düzenli adet gören bir kadın için hamile kalma olasılığı en yüksek günler adet kanamasının başlangıcından sonraki 14-15. günlerdir.

Labioplasti vulva estetiği olarak tanımlanır. Doğumlar, ilerleyen yaş gibi durumlarda labia minorlarda gevşemeler ve istenmeyen görünümler ortaya çıkabilmektedir. Cerrahi operasyon ile labia majorlar düzeltilip estetik bir görünüm sağlanabilmektedir.

Intrauterine inseminasyon labaratuvar ortamında hazırlanan spermlerin bir kanül aracılığı ile rahim içine bırakılmasıdır. Aşılama tedavisi öncesinde spontan folikül takibi veya kontrollü over stimulasyonu yapılmalıdır. Gelişen folikül belirli bir büyüklüğe ulaştıktan sonra çatlatma iğnesi yapılır. 36 saat sonrasında ise aşılama işlemi uygulanır. 6 siklusa kadar aşılama tedavisi denenebilir. Eğer sonuç alınamazsa yardımcı üreme tekniklerine geçilir.

Tüp bebek tedavisi normal yollarla çocuk sahibi olamayan çiftlerin üremelerinin sağlanmasını amaçlar. Evli bir çiftin infertil olarak değerlendirilmesi için bir yıllık düzenli ilişkiye rağmen gebeliğin oluşmaması gerekir. Bu durumdaki çiftler öncelikli olarak detaylı bir şekilde değerlendirilmelidir. Oosit ve sperm varlığı araştırılmalı ve üreme hücrelerinin birbirlerine ulaşacağı yolların sağlamlığı kontrol edilmelidir. Spermiogram, ovulasyonun varlığını gösteren testler, HSG ve laparoskopik inceleme infertil çiftlerin değerlendirilmesindeki ana tetkiklerdir. Yapılan bu testler sonucunda sorun saptanırsa tedavi bu soruna yönelik olmalıdır. Tanısal testlerde hiçbir problem bulunamayadabilir. Gerekli incelemeler tamamlandıktan sonra tüp bebek tedavisine geçilebilir. Tüp bebek yönteminde eşlerin üreme hücreleri dış ortamda birbirleriyle buluşturulurlar. Labaratuvar ortamında döllenme sağlandıktan sonra oluşan embryolar anne adayının rahmine bırakılır. Tüp bebek başarısı altta yatan nedene göre değişiklik gösterebilir. Bir siklus için başarı oranları %50 ila 60 arasında değişmektedir. Tekrarlayan sikluslarda başarı oranlarında kısmi artış olabilir. Tüp bebek tedavisini çiftin arzusuna göre birden çok denenebilir.

Kist tanım olarak içi su dolu kesecik anlamına gelmektedir. Yumurtalık kistleri basit kistler olabileceği gibi komplike kistlerde olabilir. Kistler genellikle ağrı şikayeti ile kendilerini gösterirler. Kist tanısı için en sık kullanılan yöntem ultrasonografik incelemedir. Yumurtalık kistleri iyi huylu olabileceği gibi kötü huyluda ( habis) olabilirler. Özellikle iyi veya kötü huylu kistlerin ayırımın yapılabilmesi için detaylı anamnez, fizik muayene, labaratuvar testleri ve görüntüleme yöntemleri kullanılmalıdır. Tedavi kistin natürüne göre değişmektedir. Tıbbi tedavi olabileceği gibi cerrahi tedavide gerekebilir.

Ertesi gün hapı, eczanelerde reçetesiz olarak satılan yüksek progesteron hormonu içerikli bir ilaçtır. Gebeliğin planlanmadığı zamanlarda korunmasız olarak cinsel ilişkiye girilmesinin ardından kullanıldığında gebelik oluşumunu engelleme konusunda etkilidir. Ertesi gün hapının, isminden dolayı cinsel ilişkiden sonraki gün kullanılması gerektiği sanılsa da gebelik ihtimali söz konusu olan ilişki sonrasında ne kadar çabuk alınırsa o kadar etkilidir. İlişki sonrası ilk 12 saat içinde alındığında olası gebeliği engelleme ihtimali %90 civarındayken, ikinci gün alındığında bu oran %75'e geriler. 5. günün sonunda ise etki etmeyeceği kabul edilir. Acil korunma yöntemi olarak düşünülmesi gereken bu ilaçlar, gebeliği kesin olarak engellemediği için doğum kontrol yöntemi olarak kabul görmez. Ertesi gün hapı, doğum kontrol yöntemlerinden hiçbirinin uygulanmadığı durumlarda yalnızca cinsel ilişki sonrasında geçici olarak, âdet döngüsünün herhangi bir zamanında kullanılabilir. Âdet dönemi içinde gebelik ihtimalinin en yüksek olduğu ovulasyon ya da farklı bir deyişle yumurtlama döneminde bile alındığında, içeriğindeki yüksek progesteron hormonu yumurtanın sperm tarafından döllenmesini güçleştirir. Yumurta, ilaç alınana kadar döllenmiş olsa dahi döllenen yumurta, rahme tutunamaz. Böylece gebelik oluşumu engellenmiş olur. Bir doğum kontrol yöntemi olmayan ancak korunmasız ilişki sonrasında gebelik oluşumunu yüksek oranda engelleyen ertesi gün hapının kullanımı, korunmanın unutulduğu ve kondom yırtılması gibi beklenmedik durumlarla sınırlandırılmalıdır. Doğum kontrol yöntemi gibi algılanarak düzenli kullanıldığında pek çok yan etkiye yol açabilen ertesi gün hapının uzun süreli kullanılması kesinlikle önerilmez. Eczanelerde tablet hâlinde satılan ilaçların kullanım dozları markalar arasında farklılık gösterebilir. Bazı ilaçlar tek kullanım ile etki ederken bazılarının iki kez ya da iki doz kullanılması gerekebilir. Bu yüzden ilaç alındığında eczacıya danışılmalı ve ilaç prospektüsü mutlaka dikkatle okunmalıdır. Ertesi gün haplarının cinsel hastalıklara karşı koruma sağlamadığı da unutulmamalıdır. Kişinin aktif ve düzenli bir cinsel hayata sahip olması ve gebelik planlamaması durumunda ertesi gün hapı kullanımı yerine doğum kontrol yöntemlerini kullanması önerilir.

Normal bir kadında adet döngüsü 24-35 gün arasında değişir. Son adetin ilk gününden itibaren sayılan bu süre her kadında farklıdır. Normal adet döngünüzden daha uzun süre geçmişse buna adet gecikmesi denir.

Adet gecikmesinin kendisi bir belirtidir. Özel bir bulgusu yoktur.

Adet gecikmesinin en sık nedeni gebeliktir. Diğer nedenler ise poliksitik over sendromu, ilaç kullanımı, menapoz, rahim ve rahim ağzında yapışıklık, guatr, süt hormonu(prolaktin) yüksekliği ve strestir.

Adet gecikmesi olan bir kadında yapılması gerekenler gebelik testi, rahim veyumurtalık değerlendirilmesi için ultrason ve jinekolojik muayene, yanı sıra menapoz ve diğer hormon bozukluklarını değerlendirmek için hormon testi yapılır. Tedavisi nedene göre değişmektedir. Örneğin süt hormonu(prolaktin) yüksekliği kaynaklı ise bunu normale döndürecek bir tedavi başlanır. Guatr nedenli ise hasta endokrin veya dahiliye uzmanına yönlendirilir. Menapozdan kaynaklı ise tedavi çok daha farklı olur.

Yumurtalıklar her adet döngüsünde bir defa yumurta üretirler eğer yumurtlama döneminde korunmasız cinsel ilişki olursa hamile kalınma olasılığı çok yüksektir.

Haftada en az iki defa korunması ilişkiye girerek bir yıl içinde çiflerin %85'i gebelik elde edebilir. Bu şansı arttırmak için yumurtlama dönemi ilişkiye girme denenbilir. Yumurtlama dönemini belirlemek için çeşitli metodlar mevcuttur. Bunlar takvim yöntemi, vücut ısısı takibi ve idrarda LH hormonu ölçme şeklinde sıralanabilir.

Vajina içine boşalma olduğu takdirde her pozisyonda gebelik mümkündür.

Doğum kontrol hapları adet kanamasının ilk 5 günü içinde kullanılmaya başlanır. Her gün bir adet kullanılır. Aynı saatte alınmasına özen gösterilmelidir ve hap atlanmamalıdır.

Hızlı koruyucu etki olması, bırakıldığında doğurganlığın çabuk dönmesi, kullanırken girişimsel işlem gerektirmemesi, bırakıldırktan 24 saat sonra vücuttan tamamen temizlenmesidir. Doğru kullanımda koruyuculuğunun yüksek olması da bir diğer avantajdır.

Östrojen içermesi, her gün kullanıldığı için hasta uyumunun zor olması, hap atlandığı takdirde koruyuculuğunun azalması, ilk kullanımda ara kanama yapabilmesi.

Doğum kontrol hapları içerisinde östrojen ve progesteron benzeri maddeler içeren ve bu maddeler sayesinde yumurtalıkları baskılayarak gebeliği önleyen ilaçlardır.

Bebek için: 3-4 adet tulum veya takım, 3-4 adet ayaklı pijama, başlık, eldiven çorap, ağız bezi, hırka, yelek, battaniye, 1 paket bebek bezi, alt değiştirme örtüsü, ıslak mendil, ana kucağı. Anne için: Gecelik, pijama, sabahlık, yüksek belli sıkmayan iç çamaşırı, hijyenik ped, kişisel temizlik malzemeleri, havlu, terlik.

 

20.gebelik haftasında sonra ve 37. gebelik haftasından önce olan doğuma erken doğum denir.

Kasık ve bel ağrısı, karında sertleşme, genital bölgede baskı hissi, su gelmesi, kanama olması gibi durumlar erken doğum belirtileri arasındadır.

Daha önceden erken doğum yapmış olan kadınlarda sonraki gebelikte 16. haftadan itibaren rahim ağzı uzunluğu ölçümü takibi ve ilaç kullanımı ile risk azaltılabilir.

Daha önceden erken doğum yapmak, bebeğin kilosunun fazla olması, bebeğin suyunun fazla olması, genital enfeksiyonlar, doğuştan olan rahim şekil bozuklukları, myom olması gibi durumlarda erken doğum riski artmıştır.

 

Kasık ve bel ağrısı, karında sertleşme, genital bölgede baskı hissi ve bebeğin aşağı doğu inmesi gibi durumlar doğumun yaklaştığının habercisi olabilir.

Kasık ve bel ağrısı, karında sertleşme, genital bölgede baskı hissi, su gelmesi, kanama olması gibi durumlarda hastaneye başvurmanız gerekir.

HCG'nin açılımı human karyonik gonadotropindir. Bu hormon plasenta denilen anne kanında bebeğin beslenmesi sağlayan eşi tarafından salgılanır ve gebelik hormonu olarak bilinir. Gebeliğin ilk haftalarında yumurtalıktan, ilerleyen haftalarda ise plasentadan progesteron salgılatarak gebeliğin devam etmesini sağlar. Ayrıca gebelik testinde de bu hormonun değerine bakılır.

Kandan veya idrardan bakılabilir. Kandan yapılan testlerde tam olarak değeri belirlenebilirken idrar testlerinde değer 25-50 üzerinde ise pozitif olarak altında ise negatif olarak sonuç verir.

 

Her kadında Beta HCG değeri farklı seyredebileceğinde bu test ile ilgili bir standart yoktur. Beklenen adet tarihinde ortalama değeri 100'dür. Haftaya göre değerden ziyade günlük artışına bakılması gebeliğin sağlığı açısından daha fazla bilgi verir.

Gebelik testi olarak kullanılan Beta HCG yüksek ise öncelikle gebelik düşünülür. Ancak bazı yumurtalık kanseri tiplerinde de Beta HCG yükselebilir fakat bu yükseklik gebelikteki gibi her gün artış göstermez.

Erken haftalarda adet gecikmesi, bulantı, iştah artışı, memelerde hassasiyet ve şişlik, kasık ağrısı gibi bulguları olabilir. İlerleyen haftalarda kilo artışı ve karında büyüme olur.

Erken haftalarda adet gecikmesi, bulantı, iştah artışı, memelerde hassasiyet ve şişlik, kasık ağrısı gibi bulguları olabilir.

 

Gebelik haftası hesaplama düzenli adet gören bir kadında son adet kanamasının ilk gününden itibiren hesaplanır. Adet düzensiliği olan bir kadında ise bebeğin ilk üç ay içinde yapılan ultrasonlarından bebeğin boyutunun uyumlu olduğu hafta baz alınarak hesaplama yapılır.

Gebelik haftası hesaplama düzenli adet gören bir kadında son adet kanamasının ilk gününden itibiren hesaplanır. Adet düzensiliği olan bir kadında ise bebeğin ilk üç ay içinde yapılan ultrasonlarından bebeğin boyutunun uyumlu olduğu hafta baz alınarak hesaplama yapılır.

Regl bir kadının ergenlikteki ilk adet kanamasından menapoza kadar her ay düzenli olarak yaşadığı ve üreme sisteminin sağlıklı olduğunun işaretlerinden olan bir durumdur. Rahim içi duvarını oluşturan dokuya endometrium denir. Kadınlarda adet kanaması bittikten sonra endometrium dokusu hormonların etkisi ile kalınlaşmaya başlar. Bu kalınlaşmanın amacı eğer gebelik oluşursa rahime yerleşebilmesi için uygun ortamı hazırlamaktır. Gebelik olmadığı takdirde endometrium dokusunın kalınlaşmasını sağlayan hormonların düzeyleri azalır ve bu doku dökülmeye başlayarak kanama oluşturur ve bu kanamaya regl denir.

Kadınlarda adet kanaması bittikten sonra endometrium dokusu hormonların etkisi ile kalınlaşmaya başlar. Bu kalınlaşmanın amacı eğer gebelik oluşursa rahime yerleşebilmesi için uygun ortamı hazırlamaktır. Gebelik olmadığı takdirde endometrium dokusunın kalınlaşmasını sağlayan hormonların düzeyleri azalır ve bu doku dökülmeye başlayarak kanama oluşturur ve bu kanamaya regl denir. Yumurtalıklarda ise adet kanaması ile birlikte yeni yumurta hücreleri oluşmaya başlar bunlar büyümeye başlar. Büyümeye başlayan yumurtalardan bir tanesi daha hızlı büyümeye başlar bu sırada diğer yumurtaların büyümesi durur. Hızlı büyümeye başlayan yumurtaya dominant follikül denilir. Dominant follikül yaklaşık 2 ila 2,5 santim boyutuna geldiğinde çatlar ve yumurtlama olur.

 

Adet kanamasının başlaması ile başlar ve kanamanın bitmesi ile de biter.

Adet kanaması, adına endometium dediğimiz rahim iç duvarını kaplayan dokunun dökülmesi ile olşan bir kanamadır. Sağlıklı bir kadında bu kanama esnasında rahimin kas dokusu kasılarak kanın dışarı atılmasına yardımcı olur. Adet öncesinde endometium denilen dokuda prostaglandin denilen maddelerin miktarı artar. Prostaglandinler rahim kasının kasılma miktarını arttıran ve vucutta ağrı duyusunun oluşmasına yardımcı olan maddelerdir. Bazı kadınlarda adet öncesi dönemde ve adet döneminde prostaglandin sentezi normalden daha fazla olur ve bu da hem rahim kasının aşırı kasılması yoluyla ağrı oluşmasına hem de prostaglandinlerin kendisinin ağrı duyusunu uyarması ile adet sancısı oluşmasına neden olur. Bu primer dismenore dediğimiz altta yatan başka bir hastalık olmadan ortaya çıkan adet sancısının oluşum mekanizmasıdır. Altta yatan bir sebebe bağlı olan adet sancıları yani sekonder dismenorenin sebepleri ise servikal darlık, endometriozis, myomlar, adenomyozis, pelvik inflamatuvar hastalık ve rahim içi araçtır

Adet sancısına iyi gelen uygulamalar şunlardır: Isı uygulaması:Küveti sıcak su ile doldurup içine girmek ya da karnınızın alt tarafına koyabileceğiniz bir sıcak su torbası adet kramplarını hafifletebilir. Düzenli egzersiz:Düzenli olarak, haftada 3 gün en az yarım saat yapılan egzersiz, beta-endorfin denen bir maddenin salınmasına yardımcı olur. Bu madde vücudun doğal ağrı kesicisidir. Bunun dışında egzersiz prostoglandinlerin daha çabuk yıkılmasını sağlayabilir. Diyet takviyeleri:Bazı çalışmalarE vitamini, Omega-3 yağ asitleri, B-1 vitamini (tiamin), B-6 vitamini ve magnezyum takviyelerinin adet kramplarını azalttığını göstermiştir. Nonsteroid antienflamatuvar ilaçlar:İbuprofen ya da naproksen etken maddelerini içeren ilaçlar prostoglandin düzeylerini baskılayarak hem rahimin daha az kasılmasını sağlar hem de ağrı hissinin giderilmesine yardımcı olur. Adetin ilk gününden itibaren doktorun önerdiği dozda kullanılabilir. Doğum kontrol ilaçları (Oral kontraseptifler):Doğum kontrol hapları, yumurtlamayı önleyen ve adet kramplarının şiddetini azaltan hormonlar içerir. Bu hormonlar ayrıca enjeksiyon, cilt yaması, kol derisinin altına yerleştirilmiş bir implant ya da vajinaya yerleştirilen esnek bir halka şeklinde de verilebilir. Ayrıca progesteron içeren rahim içi araçların da (ilaçlı spiral) adet sancılarına faydalı olduğu gösterilmiştir.

Her 4 kadından 3'ü adet sancısı çekmektedir ancak bu kadınların çoğunda bu ağrılar hafif veya orta şiddette olmakta ağrı kesici ihtiyacı nadiren olmaktadır. Şiddetli adet sancısı dediğimiz durum ise adet döneminde alt karın kasık ve belde yoğun sancı olması veya sancılara bulantı – kusma eşlik etmesi gibi durumlarda ise doktora başvurulmalıdır. Ayrıca adet sancısı 20 yaşından sonra başladıysa veya adet sancısına; ilişki esnasında ağrı, gebe kalamama, tekrarlayan düşük gibi şikayetler eşlik ediyorsa yine altta yatan ikincil bir sebep için doktora başvurulmalıdır.

 

Öykü ve muayene bulgularına göre değişebilir. Bu tetkikler ultrason, MRI, kültür ve kan tahlilleri olabilir.

Nonsteroid antienflamatuvar ilaçlar:İbuprofen ya da naproksen etken maddelerini içeren ilaçlar prostoglandin düzeylerini baskılayarak hem rahimin daha az kasılmasını sağlar hem de ağrı hissinin giderilmesine yardımcı olur. Adetin ilk gününden itibaren doktorun önerdiği dozda kullanılabilir. Doğum kontrol ilaçları (Oral kontraseptifler):Doğum kontrol hapları, yumurtlamayı önleyen ve adet kramplarının şiddetini azaltan hormonlar içerir. Bu hormonlar ayrıca enjeksiyon, cilt yaması, kol derisinin altına yerleştirilmiş bir implant ya da vajinaya yerleştirilen esnek bir halka şeklinde de verilebilir. Ayrıca progesteron içeren rahim içi araçların da (ilaçlı spiral) adet sancılarına faydalı olduğu gösterilmiştir

Adet kramplarını tedavi etmek için alternatif tedavilerin çoğu hakkında yeterli bilimsel çalışma bulunmamakla birlikte, bu yöntemlerin bazı kişilere yardımları dokunabilir. Tüm bu yöntemlere mutlaka doktor önerisiyle başvurulması gerekir. • Akupunktur:vücudunuzdaki stratejik noktalara çok ince iğneler sokarak çeşitli rahatsızlıkları tedavi eden bir alternatif tıp yöntemine akapunktur denir. Bazı çalışmalar, akupunkturun menstrüel krampları rahatlatmaya yardımcı olduğunu göstermektedir. • Deri altı elektriksel sinir stimülasyonu (TENS):Bir TENS cihazı, içinde elektrot bulunan yapışkanlı yamaları kullanarak cilde bağlanır. Elektrotlar sinirleri uyarmak için çeşitli seviyelerde elektrik akımı sağlar. TENS, ağrı sinyalleri eşiğini yükseltir ve vücudun doğal ağrı kesicilerinin (endorfinler) salınmasını uyarır. Çalışmalarda, TENS adet krampı ağrısını hafifletmede plasebodan daha etkili bulunmuştur. • Bitkisel ilaçlar:Piknogenol, rezene, çuha çiçeği yağı gibi bazı bitkisel ürünler, menstrüel krampları azaltabilir. • Akupresür (akubası): Akupunktur gibi, akupresür da vücut üzerinde belirli noktaları uyarır, ancak iğneler yerine cilt üzerinde hafif bir baskı yaparak bunu sağlar. Her ne kadar akupressür ve adet krampları ile ilgili araştırmalar sınırlı olsa da, adet sancılarını hafifletmede akupunkturun plasebodan daha etkili olabileceği gösterilmiştir.

Adet kanaması, adına endometium dediğimiz rahim iç duvarını kaplayan dokunun dökülmesi ile olşan bir kanamadır. Sağlıklı bir kadında bu kanama esnasında rahimin kas dokusu kasılarak kanın dışarı atılmasına yardımcı olur. Adet öncesinde endometium denilen dokuda prostaglandin denilen maddelerin miktarı artar. Prostaglandinler rahim kasının kasılma miktarını arttıran ve vucutta ağrı duyusunun oluşmasına yardımcı olan maddelerdir. Bazı kadınlarda adet öncesi dönemde ve adet döneminde prostaglandin sentezi normalden daha fazla olur ve bu da hem rahim kasının aşırı kasılması yoluyla ağrı oluşmasına hem de prostaglandinlerin kendisinin ağrı duyusunu uyarması ile adet sancısı oluşmasına neden olur. Bu primer dismenore dediğimiz altta yatan başka bir hastalık olmadan ortaya çıkan adet sancısının oluşum mekanizmasıdır. Altta yatan bir sebebe bağlı olan adet sancıları yani sekonder dismenorenin sebepleri ise servikal darlık, endometriozis, myomlar, adenomyozis, pelvik inflamatuvar hastalık ve rahim içi araçtır.

 

Adet döneminde kasık ve alt karın bölgesinde olan ağrının yanı sıra; bel bölgesinde ağrı, bulantı, kusma, ishal, baş ağrısı, yorgunluk gibi şikayetler de olabilir.

Rahim iç duvarını kaplayan dokuya endometrium denir. Endometrium dokusu adet gören bayanlarda her ay olası bir gebeliğin yerleşip gelişebilmesi için kalınlaşır ve eğer gebelik olmazsa dökülerek adet kanamasını oluşturur. Bazen endometrium dokusu bazı nedenlerden dolayı kalınlaşabilir (endometrial hiperplazi) ve bu kalınlaşma erken tanınmazsa yıllar içerisinde kansere ilerleyebilir.

Rahim duvarı kalınlaşması yani endometrial hiperplaziler ile rahim kanserinin belirtileri birbirine çok benzerdir. Bu belirtiler; Menapoz sonrası oluşan vajinal kanama: Menapozda olan bir kadında östrojen hormonu üretimi minimal seviyededir. Östrojen rahim duvarını uyararak kalınlaştıran hormondur. Menapozda östrojen seviyesi çok düşük olduğu için normalde rahim iç duvarı çok incedir. Bu nedenle menapozdaki bir bayanda adet kanaması gibi bir kanama olursa rahim duvarı kalınlığı değerlendirilmeli ve şüphe varsa biyopsi yapılarak endometrial hiperplazi ve kanser olup olmadığı araştırılmalıdır Adet düzensizliği: Adet dönemleri arasında ara kanama olması, adet kanamasının süresinin uzaması, adet kanamasının miktarının artması, adet kanamasının pıhtılı şekilde gelmesi gibi düzensiz ve anormal kanamalar belirti olabilir.

Polikistik over sendromu gibi kronik yumurtlama bozuklukları, obezite, sadece östrojen içeren ilaçlar sebep olabileceği gibi diyabet ve hipertansiyon gibi hastalıklarda riski arttıran durumlardır.

 

İlk adet çok küçük yaşta olan, menapoza geç yaşta giren, obez, diyabeti olan, hipertansiyonu olan, progesteron olmadan sadece östrojenle yapılan hormon replasman tedavisi alan, polikistik over sendromu gibi kronik yumurtlama bozuklukları olan ve Lynch semdromu gibi ailesel geçişli sendromları olan kadınlar risk altındadır.

Rahim iç duvarı kalınlaşması genellikle düzensiz kanama ve menapoz sonrası kanama gibi şikayetler verdiği için erken tanısı mümkün olan bir hastalıkdır. Tanısı rahim iç duvarından biyopsi alınmasıyla konulur. Biyopsi yöntemi olarak küretaj, pipelle biyopsi veya histeroskopi kullanılabilir.

Rahim iç duvarı kalınlaşması yani endometrial hiperplazinin tedavisi hiperplazinin türüne, hastanın yaşına ve çocuğu olup olmamasına göre değişir. Genellikle 40 yaşından sonra atipi içeren hiperplazilerde ilk tedavi olarak rahim alınması yani histerektomi tercih edilir. Buna karşılık 40 yaşının altında ve çocuk istemi olan hastalarda ilk tercih ilaç tedavisidir.

Rahim pelvis kasları ve bağ dokudan olşan bağları sayesinde pelviste asılı olan bir organdır. Rahim sarkması ya da farklı bir deyişle uterus prolapsusu, rahmin normalde olması gereken yerden aşağıya doğru sarkması durumudur. Normal doğum, çoğul gebelik, östrojen hormonunun yetersiz olması ve yaşlılık gibi nedenlerden dolayı pelvik kaslar ve bağ dokuları gevşer. Bu gevşemeye bağlı olarak yer çekiminin de etkisiyle rahim; aşağı, yani vajinanın içine doğru sarkar. Bu sarkma vajinanın dışından görünecek kadar ileri boyutta da olabilir. Rahim sarkması, her vakada tedavi gerektirmese de kişinin günlük aktivitelerini engellemesi durumunda tedavi edilebilir

 

Rahim sarkmasının; idrar yapamama, idrar kaçırma, kabızlık, belin alt kısmında ağrı, vajinal kanama, cinsel ilişki sırasında ağrı, vajinadan bir şey çıkacakmış gibi hissetmek, vajinadan dışarı doku çıkması gibi belirtileri vardır.

Rahmi bulunduğu bölgede tutan pelvis kasları ve ligament adlı bağ dokularının zayıflaması, rahim sarkmasına yol açar. Bu durum için risk faktörleri ise, ileri yaş, menopoz, çok sayıda doğum yapmış olmak, iri bebek doğurmuş olmak, normal doğum, doğum sırsında oluşan travamaları, genetik olarak yatkınlık, aşırı kilo ya da obezite, kronik öksürük, ağır kaldırmak, kronik kabızlık şeklinde sayılabilir.

Hafif şiddette rahim sarkmaları tedavi gerektirmez. Ancak rahmin vajinanın dışına çıkacak şekilde sarkması bazı sağlık problemlerine yol açabilir. Bu tip vakalarda rahim, iç çamaşıra temas edebilir düzeydedir ve bu durum ülser oluşumuna yol açabilir. İdrara çıkmak zorlaşır ve idrar yolu enfeksiyonu sık sık tekrarlar. Rektum üzerinde yer alan bağ dokusunun zayıflaması ise bağırsak hareketlerinin bozulmasına, dışkılama alışkanlığında değişikliğe yol açar. Bu yüzden rahim sarkması varlığında tedavi seçeneğinin hekim ile birlikte değerlendirilmesi son derece önemlidir.

Rahim sarkmasının tanısı jinekolojik muayene sırasında çok kolay biçimde konulabilir. Muayene sırasında rahimin vajina dışına çıktığı veya olması gereken yerden daha aşağıda olduğu izlenir. Yanısıra hastadan ıkınması ve öksürmesi istenerek bu durumun karın içi basıncı ile artıp artmadığı ve bu duruma idrar kaçırmanın eşlik edip etmediği de tespit edilebilir.

Hafif şiddette olan rahim sarkmaları çoğunlukla tedavi gerektirmez. Bu tip vakalarda hekim pelvik kasların güçlendirilmesi için Kegel egzersizi gibi egzersizler önerebilir. Ancak tedavi gerektiren şiddetli rahim sarkmalarında farklı tedavi seçenekleri uygulanır. Rahim sarkmasının tedavi türünü belirleyen bir diğer etken de kişinin gebe kalıp kalmayacağına bağlıdır. Kişinin çocuk sahibi olmak istemesi durumunda vajinal halka ya da farklı bir deyişle vajinal pesser kullanılabilir. Rahmin boyutuna göre uygun pesser boyutu belirlendikten sonra hekim, halkanın nasıl kullanılacağı konusunda detaylı olarak kişiyi bilgilendirir. Cinsel birleşme sırasında da güvenle kullanılan vajinal halka, rahmi destekleyerek aşağı doğru sarkmasını engeller. Bir diğer tedavi yöntemi de halk arasında rahim sarkması ameliyatı olarak bilinen cerrahi operasyondur. Bu noktada hastalığın şiddetine bağlı olarak kişinin önüne iki farklı seçenek sunulabilir. Pelvik dokuların onarımı için sentetik doku ya da kişinin farklı bir yerinden alınan doku ile zayıflayan dokular değiştirilir. Bir diğer cerrahi seçenek ise şiddetli rahim sarkmalarında uygulanan histerektomidir. Açık ya da laparoskopik cerrahi ile yapılabilen histerektomi, rahmin tamamen alınmasıdır.